Diyarbakır’da parklar annelerin korkulu rüyası oldu

Diyarbakır’da parklar annelerin korkulu rüyası oldu

Uyuşturucu kullanım yaşının 7’ye, torbacılığın ise 9’a kadar düştüğü Diyarbakır’da, madde kullanımının başladığı yerlerin başında gösterilen parklar, annelerin korkulu rüyası haline geldi.

Haber: Zelal Sinayiç

Uyuşturucu bağımlılığı, Diyarbakır’ın giderek derinleşen sorunlarından biri haline geldi. SAMER Araştırma Merkezi’nin geçtiğimiz yıl yaptığı bir araştırmada, bağımlılık yaşının 7’ye kadar indiği açıklanırken, mahalle muhtarlarıyla yapılan toplantılarda ise torbacılığın 9 yaşına kadar indiği belirtiliyor.

Diyarbakır’da uyuşturucuyla mücadele amacıyla kurulan Şiyar Be Uyuşturucuyla Mücadele Platformu tarafından başlatılan RABİN hamlesi kapsamında, farklı kesimlerle ve kurumlarla açık alanlarda toplantılar gerçekleştiriliyor. Kent genelinde düzenlenen toplantılarda uyuşturucu, bağımlılık, fuhuş ve buna bağlı sorunlar ele alınırken, çözüm önerileri de tartışılıyor. Ancak bu etkinliklere rağmen toplumun uyuşturucuyla mücadele konusunda beklenen duyarlılığı göstermediği gözlemleniyor.

Kahvehanelerin tıklım tıklım dolu olduğu kentte, uyuşturucuyla mücadele amacıyla düzenlenen açık toplantılara katılımın sınırlı kalması, “Evlere kor gibi düşen yangın neden daha fazla insanı harekete geçirmiyor?” sorusunu da beraberinde getirdi.

‘Çocuklarımızı sokaklardan toplamaktan utanır hale geldik’

Muhtarlarla yapılan bir toplantıda iki muhtarın ayağa kalkarak, “Biz kız çocuklarımızı çıplak ve kendinden geçmiş halde sokaklardan toplamaktan utanır hale geldik” sözleri, kentte yaşanan sorunun boyutunu gözler önüne serdi.

Uyuşturucu kullanımı kimi zaman okulda, kimi zaman arkadaş çevresinde, kimi zaman da farklı mekanlarda başlayan bir denemeyle ortaya çıkıyor. Bir defalık kullanımın kısa sürede bağımlılığa dönüşmesi, çocukları ve ailelerini çok daha ağır bir sürecin içine sürüklüyor.

Maddeye ulaşmak için gereken paranın bulunamamasıyla birlikte çocuklar hırsızlığa ve fuhuşa sürükleniyor. Hırsızlığın ardından çocuklar cezaeviyle tanışıyor. Böylece uyuşturucuyla başlayan süreç; bağımlılık, suç ve cezaevi döngüsüne dönüşüyor. Bu döngünün en büyük mağdurları ise çocuklar ve aileleri oluyor. Çocuklarını her türlü kötülükten korumaya çalışan aileler, zamanla kendi evlatlarını kaybetme korkusuyla yaşamaya başlıyor.

Bu süreçte en ağır yükü ise çoğu zaman anneler taşıyor. Kiminin “göz bebeği”, kiminin “ilk göz ağrısı”, kiminin ise “candan ötesi” olan çocuklar, annelerin gözlerinin önünde bambaşka kişilere dönüşüyor.

Peki ne oldu da anneler, çocuklarını korumaya çalışırken onları uyuşturucu batağında kaybetme korkusuyla yaşamaya başladı?

‘Oğlum kaçmasın diye günlerce uyumadım’

Diyarbakır’da görüştüğümüz annelerin hikayeleri farklı olsa da yaşadıkları acı büyük ölçüde aynı.

Konuştuğumuz annelerden birinin anlatımına göre oğlu uyuşturucuya 13 yaşında, okul arkadaşları aracılığıyla başladı. Çocuğunun eve geç gelmesi, gözlerindeki kızarıklık ve davranışlarındaki değişiklikler annenin şüphelenmesine neden oldu. Şüpheleri gerçeğe dönüştüğünde ise dünyasının başına yıkıldığını anlatan anne, oğlunun bağımlı hale gelmesiyle birlikte eve gelişlerinin giderek azaldığını söyledi. Önceleri saatlerle ölçülen gecikmeler zamanla günlere dönüştü.

Oğlunu kurtarmak için hastane hastane dolaşan anne, tedavi sürecinde yaşadıklarını şöyle anlattı: “Oğlum kaçmasın diye günlerce uyumadım. Ama engel olamadım. Bir gün arkamı döndüğümde arka kapıdan kaçtığını gördüm. Yakalayamadık.”

Tedavi girişimlerine rağmen oğlunun uyuşturucudan kurtulamadığını anlatan anne, zaman içerisinde küçük hırsızlıklarla başlayan sürecin büyüdüğünü söyledi.

Oğlu hırsızlık suçundan yaklaşık 10 yıldır cezaevinde olan anne, oğlunun önümüzdeki aylarda tahliye edilmesini bekliyor. Ancak yıllardır görmediği oğluna kavuşacak olmanın sevincini dahi yaşayamıyor. Anne, “Oğlum çıkacak ama doyasıya sevineceğim bir durum değil. Yıllardır hasretini çekiyorum. Ya çıktığında tekrar başlarsa? Birkaç defa kendim bile oğlumu şikayet ettim” sözleriyle korkusunu anlatıyor.

‘O benim ilk göz ağrımdı’

Bir başka anne ise oğlunu 13 yaşında uyuşturucuya kaptırdığını anlattı. Yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamayan anne, oğlunun bağımlılığını yaklaşık 10 yıl boyunca herkesten gizlediğini söyledi. “O benim ilk göz ağrımdı” diyen anne, ailesinde daha önce uyuşturucuyla herhangi bir bağlantının olmadığını belirterek, madde kullanımına ilişkin hiçbir deneyiminin bulunmadığını ifade etti.

Oğlundaki değişimleri uzun süre fark edemediğini anlatan anne, gerçeği öğretmenin kendisini okula çağırmasıyla öğrendiğini söyledi. Öğretmenin oğlundan şüphelendiklerini söylemesi üzerine yaşadığı anı, “Orada bayıldım” sözleriyle anlatan anne, o günden sonra hayatında hiçbir şeyin eskisi gibi olmadığını belirtti.

Oğlu günlerce, hatta aylarca eve gelmemeye başladı. Maddeye ulaşabilmek için hırsızlığa yöneldi. Oğlu yaklaşık 5 yıldır cezaevinde. Onu uyuşturucudan kurtarmak için elinden gelen her şeyi yaptığını anlatan anne, buna rağmen sonuç alamadı.

‘Oğlumun hayatını parklarda kaybettim’

Annelerin anlattığı hikayelerde ortaklaşan en önemli noktalardan biri ise parklar oldu. Uyuşturucuyla tanışmanın ardından çocukların bilinçlerini kaybettiğini, ailelerine karşı şiddet uyguladığını ve kimi zaman intihara kadar sürüklendiğini anlatan başka bir anne, oğlunun zaman içerisinde ailesine şiddet uygulamaya başladığını söyledi.

Kızının, kardeşinden gördüğü şiddet nedeniyle erken yaşta evlenmek zorunda kaldığını anlatan anne, yaşadığı acıyı şu sözlerle dile getirdi: “Benim oğlum parklarda bu lanete bulaştı. Diyarbakır’a park lazım değil. Bütün pislikler bu parklarda oluyor. Ben oğlumun hayatını bu parklarda kaybettim. Parklardan nefret ediyorum.”

Parklarda daha sıkı denetim yapılması gerektiğini savunan anne, yetkililere çağrıda bulunarak bu alanlarda gece gündüz önlem alınmasını istedi.

Aynı anne, oğlunun cezaevine girmesinin ardından yaşadığı çelişkiyi de şöyle anlattı: “Oğlumun yakalanması için ellerimi Allah’a açıp dua ettim. İçim kan ağlaya ağlaya dua ettim. En azından nerede olacağını bilecektim. Şimdi oğlumun cezaevinden çıkmasından korkuyorum. Çıkıp tekrar başlarsa ben bu acıya dayanamam.”

Bu sözler, uyuşturucunun yalnızca kullanan kişinin değil, bütün ailenin hayatını nasıl kuşattığını ortaya koyuyor.

Çocuklarını korumak için parklara götürmedi

Görüştüğümüz annelerden biri ise çocuklarını uyuşturucuya kaptırmadığını, ancak korkuyla yaşadığını söyledi. Lise çağında bir oğlu bulunan anne, uyuşturucuyla ilgili yaşadığı korkunun hiç bitmediğini söylüyor.

Çocuklarının madde bağımlılığına düşmemesi için düzenlenen farkındalık toplantılarına ve seminerlere katılan anne, bu eğitimlerde çocuklarda bağımlılık belirtilerinin nasıl fark edilebileceğini, hangi davranışların önemli ipuçları taşıdığını ve çocuğun fark ettirmeden nasıl takip edilebileceğini öğrendiğini anlattı.

Ailesinde madde bağımlılığı bulunan kişiler nedeniyle uyuşturucunun kokusunu ve etkilerini yakından bildiğini söyleyen anne, çevresinde uyuşturucu nedeniyle yaşamını yitiren, intihar eden, aile içi şiddet yaşayan ve aile düzeni tamamen bozulan çok sayıda kişi olduğunu belirtti. Bu nedenle çocuğunun her davranışını, attığı her adımı dikkatle takip ettiğini söyleyen anne, kendisi açısından en büyük korkunun yine parklar olduğunu ifade etti. Parkların çocukların uyuşturucuyla tanıştığı yerlerin başında geldiğini belirten anne, çocuklarını bu alanlardan uzak tutmak için yıllardır büyük çaba harcadığını söyledi.

“Ben çocuklarımı bir defa bile parka götürüp salıncakta sallamadım.”

Bu, bir annenin sözü. Bir annenin çocuklarını korumak için çocukluklarının en doğal mekanlarından biri olan parklardan dahi uzak tuttuğunu gösteren bir söz. Aynı zamanda Diyarbakır’da uyuşturucu korkusunun ailelerin yaşamına ne kadar derinden girdiğini de ortaya koyuyor.

"Bu haber Almanya Büyükelçiliği, Ankara maddi desteği ile Uluslararası Mentorluk ve Dijital Dönüşüm Aracılığıyla Yerel Medya Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu kurumumuza aittir."

Harika! Başarıyla kaydoldunuz.

Tekrar hoş geldiniz! Başarıyla oturum açtınız.

Botan Times'a başarıyla abone oldunuz.

Başarılı! Giriş yapmak için sihirli bağlantıyı e-postanızda kontrol edin.

Başarılı! Fatura bilgileriniz güncellendi.

Faturanız güncellenmedi.