Kitaplarının arasında bir 'dünya' biriktiriyor
Diyarbakır’da yaşayan öğretmen ve sanatçı Bahoz Sardunya, çocukluk yıllarında kitap aralarında başlattığı çiçek kurutma tutkusunu, eşi Ayşe Suna Damlayıcı
Diyarbakır’ın Kaynartepe Mahallesi’nde yaşayan vatandaşlar; riskli yapılar, güvenlik sorunları ve yarım kalan kentsel dönüşüm nedeniyle yaşadıkları çaresizliği, “Evler yıkılsın, bir parçası dahi kalmasın” sözüyle özetliyor.
Haber: Zelal Sinayiç
1990'lı yıllarda boşaltılan köyler nedeniyle Diyarbakır'a yoğun bir göç yaşandı. Barınma sorununu çözmek üzere Bağlar olarak bilinen tarım arazisi imara açıldı ve burada çok katlı binalar inşa edildi. Yıllar içinde şehir büyüdü, Bağlar'daki evler eskidi ve bu yapılar Kahramanmaraş depremlerinde büyük hasar aldı.

Kentin ilk yerleşim yerlerinden biri olan Bağlar ilçesindeki Kaynartepe Mahallesi, kentin adeta kanayan yarası haline geldi. “Kaynartepe kaynıyor, birilerinin bu yangını söndürmesi gerekiyor” diyen bir baba, mahallenin artık yaşanmayacak duruma geldiğini bu sözlerle anlatıyor. Bir yandan riskli yapılar, diğer yandan fuhuş, uyuşturucu ve artan suç olayları mahalleyi yaşanmaz kılmakta.
30 yılı aşkın süredir bu mahallede yaşayan Ali Bey, Kaynartepe’nin en zor yıllarını geçirdiğini belirtiyor. Eskiden yaşadıkları sokakların daha güvenli olduğunu ifade eden Ali Bey, zaman içerisinde binaların hasar almaya başladığını, insanların başka semtlere taşındığını ve mahalledeki sosyal yapının değiştiğini söylüyor.
2015 yılında 78 bin nüfusa sahip olan mahallede nüfus bugün 20 binlere kadar düştü. İmkanı ve ekonomik durumu elveren aileler başka semtlere taşınırken, durumu yetersiz olanlar ise mahallede yaşamaya devam ediyor.
2020 yılında Cumhurbaşkanı kararıyla riskli alan ilan edilerek kentsel dönüşüm kapsamına alınan Kaynartepe, mahalle sakinleri için bir umut kaynağı oldu. Binaların yıkımı için çalışmalar başlatılsa da süreç bir süre sonra durdu. Evleri yıkılan aileler mahalleden taşınırken, geride kalanlar ise yerinde dönüşümün başlamasını hâlâ umutla bekliyor.
Mahallede görüştüğümüz birçok kişi aynı talebi dile getiriyor: “Bu mahalle tamamen yıkılsın, bir parçası dahi kalmasın.”
Kaynartepe’yi kent sakinleri çok iyi biliyor. Mahalle hakkında birçok kişi “çok tehlikeli” değerlendirmesi yapıyor. Ben ise belki de “cahilliğin” verdiği cesaretle, “Ne kadar kötü olabilir ki?” düşüncesine kapıldım. Belki de sokaklarında hiç bu kadar uzun süre vakit geçirmediğim içindi. Ancak mahalle sakinlerini dinledikçe “Sizler nasıl burada yaşıyorsunuz?” sorusunu sormadan edemedim. Hepsinin cevabı ise aynıydı: “Mecburuz, çünkü başka gidecek bir yerimiz yok.”

Kent merkezinde artık çok fazla görmediğimiz ancak çocukluğumuzda sık sık karşılaştığımız bir manzara çıktı karşımıza: Beş kadın evlerinin kapısında oturmuş, bir yandan işlerini yapıyor, diğer yandan birlikte zaman geçiriyorlardı. Yanlarına vardığımda daha soru sormaya başlamadan yaralarına dokunmuş oldum. Hepsi de evlerin yıkılmasını ve yerinde dönüşüm yapılmasını istiyordu.
Ev ekonomisine destek olmak için oya ören bir kadın, mahallede yaşadıkları korkuyu şu sözlerle anlattı: “Bizler her gün korku ile yaşıyoruz. Akşamları silah seslerinden dolayı pencereye dahi çıkamıyoruz. Her gece olaylar yaşanıyor. Maddi durumumuz olmadığı için başka yere de taşınamıyoruz. Çocuklarımızı markete dahi gönderemiyoruz.” Mahallede önlem amacıyla köşe başlarında nöbet tutan polis ekipleri de yaşanan güvenlik sorununu gözler önüne seriyor.

Bir başka kadının en büyük endişesi ise engelli oğlu. Dört katlı bir binada yaşayan kadın, asansörün bulunmaması nedeniyle oğlunun herhangi bir sağlık sorunu yaşaması halinde onu sırtına alarak dört kat aşağı indirmek zorunda kaldığını söylüyor. Kadın, mahallede yaşamın her geçen gün zorlaştığını belirterek şunları söyledi: “Evlerin bir an önce yıkılıp yenilerinin yapılmasını istiyoruz. Burada yaşam artık çok zor hale geldi. Sokaklar çok dar; ne ambulans ne de itfaiye ekipleri girebiliyor. Başka yere de taşınamıyoruz, mecbur bu mahallede yaşıyoruz. Evler artık su çekiyor. Ufak bir sarsıntıda veya kapı çarpmasında binalar feci şekilde sallanıyor.”

Mahallenin kötü şöhretinin günlük yaşamlarını da etkilediğini belirten bir başka kadın ise ticari taksilerin Kaynartepe’nin sokaklarına girmediğini söyledi. “Ticari taksiler mahalleye girmiyor. ‘Bizim dört böbreğimiz yok’ diyorlar” ifadelerini kullanan kadın, yaşadıkları sorunu şöyle anlattı: “Bir hastaneye ya da gece bir yere taksiyle gidip geldiğimizde taksiciler sokaklara girmiyor. Belli köşe başlarında bırakıyorlar. ‘Sizi bedava götürürüm ama o sokağa girmem,’ diyorlar. Biz de o hâlimizle uzun bir yolu yürümek zorunda kalıyoruz.”

Ailelerin en büyük korkularından biri ise çocuklarının geleceği. Mahallede yaşayan başka bir kadın, “Bizim çocuklarımızın da güzel yerlerde yaşamaya, okumaya hakkı yok mu?” diyerek sitem ediyor.
Kentsel dönüşümün durdurulması nedeniyle büyük bir çıkmaza girdiklerini belirten mahalle sakinleri, ne evlerini satabildiklerini ne de yeni bir ev alabildiklerini söylerken, bir kadın yaşadıkları süreci şöyle aktardı: “Kentsel dönüşüm gelecekti, planlamalar da yapıldı. İlk başta evlerimize çok düşük ücretler teklif edildi. Bizler kabul etmedik. Ardından süreç durduruldu ve evlerimize şerh konuldu. Evlerini satanlar taşındı, binaların çoğu zaten boş. Her gün olaylar yaşanıyor. Çocuklarımızın geleceği için korkuyoruz. En azından evlerimizin fiyatını biçseler de evimizi satsak. Ama ne yazık ki kimse buralardan ev almıyor; herkes kentsel dönüşümü bekliyor.”
Mahallede görüştüğümüz birçok kişi aynı sorunları dile getiriyor: riskli evler, dar sokaklar, güvenlik sorunları ve çocukların geleceğine ilişkin kaygılar… Zamanla boşaltılan evler, göç, ekonomik sorunlar ve daha birçok neden mahalledeki sosyal yapıyı, kültürü ve yaşam biçimini değiştirdi. Kaynartepe’de yaşayanların ortak talebi ise oldukça net: “Evler yıkılsın, bir parçası dahi kalmasın.”

Diyarbakır’ın Bağlar ilçesindeki Kaynartepe Mahallesi, 26 Eylül 2020’de riskli alan, 22 Mart 2021’de ise kentsel dönüşüm alanı ilan edildi. Projeye karşı Şehir Plancıları Odası tarafından dava açıldı. Mahkeme, yaptığı değerlendirmede dönüşüm planının sosyal ve teknik altyapı açısından yeterli olmadığını, özellikle yeşil alanların ihtiyacı karşılamadığını belirledi. Yapıların dağılımının da belirli bir planlama kriterine dayanmadığına dikkat çeken mahkeme, projenin kamu yararına uygun olmadığı sonucuna vardı ve yürütmeyi durdurma kararı verdi.
O tarihten bu yana mahalle sakinleri belirsizlikle karşı karşıya. Evleri riskli durumda olan, dönüşüm nedeniyle mülklerine şerh konulan ve başka bir yere taşınacak ekonomik gücü bulunmayan yurttaşlar, yıllardır çözüm bekliyor.
"Bu haber Almanya Büyükelçiliği, Ankara maddi desteği ile Uluslararası Mentorluk ve Dijital Dönüşüm Aracılığıyla Yerel Medya Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu kurumumuza aittir."

Tu eposteya xwe binivîsî em ê ji te re bûltenan belaşî bişînin...