Sîmyager: Kendi Hikâyen Varken Başkasını Yazamazsın
Bağlar’ın ara sokaklarında büyüyen, çocukken kasasetle dinlediği Serhado ile yıllar sonra aynı sahneyi paylaşırken "yapılacaklar listesinden bir hayali
Bağlar’ın ara sokaklarında büyüyen, çocukken kasasetle dinlediği Serhado ile yıllar sonra aynı sahneyi paylaşırken "yapılacaklar listesinden bir hayali daha eksilten" bir sokak ozanı Sîmyager...
Haber: Veli Baltacı
Ailesinin "geçici bir heves" gözüyle baktığı, maddi imkânsızlıklara rağmen tutkuyla bağlı kaldığı müzik yolculuğunda 13 yılı geride bıraktı. Amedspor’un şampiyonluk coşkusundan Sur’un, Bağlar’ın derin hikâyelerine uzanan bu serüvende Sîmyager; taklitçiliğe, samimiyetsizliğe ve içi boşaltılan dijital başarılara meydan okuyor: "Mesele 1 milyon insanın seni dinlemesi değil, o 1 milyon insanın senden ne anladığıdır..."
diyor.
Sîmyager ile hayat hikayesini ve müzik yolculuğunu konuştuk.
"Sîmyager" mahlasının arkasındaki felsefe ve hikaye nedir?
Sîmyager: Paulo Coelho’nun Simyacı kitabından esinlenerek sahiplendiğim bir isim. Kitabı okuyan arkadaşlar daha iyi anlar; kitaptaki karakter kendince zenginlik olduğunu düşündüğü şeyler uğruna bir yolculuk yapar ve o zenginliği arar. Bendeki karşılığı da sanatsal zenginlik peşindeki yolculuktur, kendini aramaktır aslında.
Kürtçe rap yapmayı seçmendeki temel motivasyonun neydi?
İlk başladığımda Türkçe yazdım, okudum. Sanırım 3-4 şarkı da kaydettim. Bunu yaparken de Kürtçe rapin varlığından haberdardım; mesela Serhado’yu çok severdim, takip ederdim. Onun yanında Tolhildan vardı, biliyordum yani. Sanırım Türkçe başlamamın sebebi konfor alanıydı, çünkü devlet Türkçeydi. Kürtçe yapmaya karar vermem de Sîmyager olmamla alakalı. Dediğim ya, kendini aramak diye; aradığında ailene, mahallene, toprağına baktığında özünü görüyorsun yani. Motivasyonum kimliğim ve içinde yaşadığım toplumdu.
Müziği "Geçici Bir Heves" gören zihniyete karşı ısrar müzikten maddi sirkülasyon sağlayamadığı için gündüzleri başka işlerde çalışmak zorunda kalan Sîmyager, bölgedeki klasik "Git doğru düzgün bir iş bul çalış" baskısına rağmen üretmekten vazgeçmediğini anlatıyor.
Ailen ve çevren bu yolculuğuna nasıl baktılar?
Ailem hiçbir zaman karşı durmadı, "Ne yapıyorsun?" demedi. Yalnız hep böyle geçici bir hevesmiş gibi baktılar. Sanki bir heves edinmişim de bu da geçecekmiş gibi baktılar. Şu anda da yine öyle bir durum var. Ne yazık ki yaptığımız müzikten herhangi bir maddi sirkülasyon sağlayamadığımız için hep başka işlerde çalışmamız gerekiyor. Ailede biraz hani o klasik mentalite vardır: "Çocuğuna, 'Doğru düzgün bir iş bul, çalış'" derler. Müzisyenliği veya sahne sanatlarını bir iş olarak çok değerlendirmiyorlar. Hâlâ bu var, yalnız eskiye oranla çok daha fazla kabul görmüş durumda. Yarı yarıya diyebiliriz.
Müziğinde geleneksel Kürt melodilerini modern hip-hop altyapılarıyla harmanlıyor musun?
Bizler Kürtçe müzik yapıyoruz. Elbette yaptığımız müzik Koma Berxwedanlardan, Bismilli Zekolardan bağımsız değil. Aynı tarzdır demiyorum ama kültürel bir beslenme var ve dolayısıyla yaptığımız müziğe de yansıyor bu.
Bireysellik ile Toplumsallık Arasındaki O İnce Çizgi "Ne tamamen gangsterleştim ne de o sokaklardan koptum..." Sîmyager, kendi tanıklığını bir gazeteci gibi süzgeçten geçirip şarkılarına aktarırken hem birey kalabilmenin hem de topluma ayna tutabilmenin dengesini arıyor.
Şarkı sözlerini yazarken sokaktan, felsefeden ya da toplumsal gerçeklikten nasıl besleniyorsun? Sokakta kendi şarkılarını dinlerken ne hissediyorsun?
Kendimi o arada tutmaya çalışıyorum. Doğduğum, yaşadığım, büyüdüğüm yerden kendimi koparamam, orası bir parçamdır. Yaşam biçimini doğup büyüdüğün yerde öğrenirsin. Yalnız kendimi çok fazla içine de koymamaya çalışıyorum; bireysellik ve toplumsallık arasında durmaya çalışıyorum. Çünkü fazla toplumsallık seni, kendi bireyliğini bitiriyor. Fazla bireysellik de toplumla olan bağlarını koparıyor.
Birebir toplumda gördüğüm bir olay akışını anlatamam; yine benim süzgecimden geçip kelimelere dökülür. Bazı noktalarda toplum tarafından direkt anlaşılmayabiliyor, çünkü biraz benim cümlelerim oluyor. Ama bazı taraflardan da insanlar kendilerini görebiliyor ve ben bu durumdan hoşnutum. Ben Bağlar’da büyüdüm; gangster olmadım, gangster olmayan da olmadım. Gangsterden de, gangster olmayandan da besleniyorum. Bir gazeteci gibi bakmaya çalıştım olaya; orada yaşanan şeyleri kendi cümlelerimle aktarmaya çalıştım. Onun dışında, sahnelerde şarkılarımı söylediğimde insanların bana eşlik etmesi beni çok mutlu ediyor; "Evet, demek ki," diyorum, bizi dinliyorlar.
Aktif olarak 13 yıldır rap yapıyorsun. Amedspor kutlamalarından Van'a ve son olarak Serhado ile aynı sahneyi paylaşmaya kadar birçok anı oldu. Bunlar sana ne hissettirdi?
Bütün sahneler beni heyecanlandırıyor. İlk yapmaya başladığım zamanlardaki heyecanımı koruyorum. Müthiş bir duygu. Amed Spor kutlamalarına çıktığımda ya da geçen senelerde Newroz'da çıktığımda çok heyecanlanmıştım. En son da Serhado’nun sahnesine konuk oldum bir şarkıda; o başka bir şeydi benim için. Serhado ile sahneye çıkmak çocukluğumun bir hayaliydi. Hani derler ya "yapılacaklar listesi", işte o listeden bir şey daha eksildi.
Kopyala-Yapıştır Üretime Sert Eleştiri Amerikan rüyasını Kürtçe anlatmanın yapaylığına dikkat çeken sanatçı, binlerce yıllık öz hikâyeler dururken taklitçiliğe kaçılmasını ve tıklanma sayılarıyla ölçülen sahte başarıları sert bir dille eleştiriyor.
Son dönemde ivme kazanan Kürtçe rap sahnesinin bugünkü durumunu nasıl değerlendiriyorsun?
Dengeli bir şekilde ilerlediğini düşünüyorum; iyi olduğu kadar kötü, kötü olduğu kadar iyi gidiyor diyebilirim. Herkesin hikayesi var, fakat teknik olarak zayıf buluyorum.
Bunun yanında, bizim müziğimizde benim ve beraber çalıştığım arkadaşların temsil ettiği şey biraz daha Kürtçe, yani Kürdi olmasıdır. Rap Amerika’dan çıkmış olabilir ama biz kendimiz markalaşacağımıza, kendi rapimizi yapacağımıza Amerika’daki şeyi alıp kopyala-yapıştır yapıyoruz veya Türkçe rapten duyulan şeyleri taklit ediyoruz. Bizim kendimizin binlerce hikayesi varken gidip bir Amerikalının hayalini yazmak bana garip geliyor. Mesele çok dinlenmek, 1 milyon kişinin seni dinlemesi değil; 1 milyon kişinin senden ne anladığıdır, onlara ne verdiğindir. Stream sayılarına bakarak "Ben iyiyim" deniyor, ama meselenin bu olmadığını anlamak lazım.
Kürt toplumunun politik yapısı müziğe nasıl yansıyor? Kürtçe rapte politikanın yeri nedir?
Rap'in ilk çıkış noktası eğlence sektörüdür ama tabii ki politik bir yanı da vardır. Kürt toplumu politik bir toplumdur, ama politik olmayanı da vardır. Yine de bu durum, Amerika’daki şeyi kopyala-yapıştır yapma anlamına gelmiyor. Buranın apolitikliği ile Amerikalının apolitikliği farklıdır; sorunlar farklıdır.
Bizim dilimizin resmiyette bir statüsü yok; kurumsallaşmamız yok. Bizim kendi günlük hikâyemizi anlatmamızın bile politik bir yeri var. İlla herkes her şeye politik yaklaşmak zorunda değil, ama bir Amerikalı gangsterin yaşam biçimini veya para kovalama hikâyesini Kürtçe anlatsan kim ne anlayacak? Kendi yaşadığın Bağlar’ı, 75’i, Sur’u, Batman’ı, Mardin’i, kendi mücadeleni işlemek bence çok daha sağlıklıdır.
Dijital platformlarda bağımsız bir Kürt rapçi olarak ne gibi avantajlar ve zorluklar yaşıyorsun?
Bu dönemde aslında çok bir zorluğu yok. Eskiden dağıtımcı şirketler çok az olduğu için yaptığın şeyleri yayınlamak zor olabiliyor. Şimdi ise Kürtçe müzik yapan biri Amerika’daki bir şirketle dijitalde anlaşıp çok hızlı bir şekilde eserini piyasaya sürebiliyor. Bugünün avantajı bu hız. Dezavantajı ise maalesef yapay zekâ ile yazılmış/okunmuş şarkıların hızlıca dolaşıma girmesi ve alakalı-alakasız herkesin bu platformları kullanarak kolayca "sanatçı" olması.
Kürtçe rap yaparken kelime dağarcığı ve ritim uyumu gibi teknik zorluklarla karşılaşıyor musun?
Dilimizin uzun bir süredir yasaklanması veya sansüre uğramasından kaynaklı olarak bir şeyi Kürtçe ifade etmek zorlaşıyor maalesef. Bu nedenle, evet, bazen zorlandığım cümleler ve kelimeler oluyor.
Yakın zamanda çıkacak olan yeni projelerinin veya şarkılarının hikâyesinden bahseder misin? Gelecekte ortak projeler var mı?
En son Qasid diye bir oluşum yarattık. Tamamıyla komün çalışmalarıyla yürüyen bir oluşum olması için çalışıyoruz. Qasid adı altında "Pere" (Para) isimli bir eser yayınlanacak. Eserde paranın sistemdeki yerini ve para arzusunun kişilerde yarattığı sosyal bozuklukları işlemek istedik.
Ayrıca halihazırda farklı tarzda müzik yapan arkadaşlarla ve diğer uluslardan rapçilerle çalışıyoruz. Ortaklaşabildiğimiz sürece bu iş birlikleri devam edecek.
Son olarak, seni yakından takip eden dinleyicilere ve genç yeteneklere mesajın nedir?
Aramaktan ve denemekten korkmamalıyız.
"Bu haber Almanya Büyükelçiliği, Ankara'nın maddi desteği ile Uluslararası Mentorluk ve Dijital Dönüşüm Aracılığıyla Yerel Medya Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu kurumumuza aittir."

Tu eposteya xwe binivîsî em ê ji te re bûltenan belaşî bişînin...