Low Demand and Low Rates Stall the Kurdish-Language Private Tutoring Market
Kurdish Language and Literature graduates face severe employment barriers due to heavily restricted civil service quotas in Turkey. In response,
UNESCO Dünya Mirası Listesi'nde yer alan Diyarbakır Surları, restorasyon çalışmalarına rağmen tahribat ve işgal tehdidiyle karşı karşıya. Prof. Dr. Aziz Yağan, tarihi yapının geleceğine ilişkin dikkat çeken değerlendirmelerde bulundu.
Haber: Zelal Sinayiç
Prof. Dr. Aziz Yağan: "Diyarbakır Surları korunmazsa tahribat büyüyecek"
Yaklaşık 5 bin yıllık geçmişiyle birçok medeniyete ev sahipliği yapan Diyarbakır Surları, bugün işgal, kaçak kullanım ve denetimsizlik nedeniyle ciddi tehditlerle karşı karşıya. Milyonlarca lira harcanarak gerçekleştirilen restorasyon çalışmalarının ardından birçok burç ve tarihi yapıda yeniden tahribat yaşanırken, Surların iç ve dış cephelerinde işgalin devam ettiği görülüyor.

Kuzey Yıldızı Vakfı üyesi Prof. Dr. Aziz Yağan, Diyarbakır Surları'nda yaşanan sorunları Gazete Detay'a değerlendirdi.
"İlgi arttıkça tahribat da artıyor"
Kısa süre önce restore edilen surlarda yeniden tahribat yaşanıyor. Bunun temel nedeni nedir?
Diyarbakır Surları dünyanın en önemli tarihi miras alanlarından biridir. Roma ya da Brugge ne kadar önemliyse Diyarbakır Surları da o kadar önemlidir. Diyarbakır Kalesi de aynı şekilde büyük bir değere sahip. İnsanların buraya ilgisi giderek artıyor. Ancak ilgi arttıkça tahribat da artıyor. Çünkü surlar yeterince korunmuyor. Sorun yalnızca restorasyon değil, aynı zamanda alanın kullanım biçiminden de kaynaklanıyor. Önceden daha çok yerel halkın ziyaret ettiği surlara bugün turizmin gelişmesiyle çok daha fazla kişi geliyor. Buna karşılık koruma tedbirleri aynı ölçüde artırılmadığı için tahribat büyüyor.

Suriçi başta olmak üzere birçok tarihi alan işgal altında. Bunun temel nedeni nedir?
Diyarbakır'daki kamusal alan işgali yeni bir sorun değil. Yıllardır devam eden ve zamanla adeta bir alışkanlığa dönüşen bir durum. Bazıları bunu hak olarak görüyor. Etkin denetim yapılmadığı sürece herkes istediği alana müdahale edebiliyor. Kaldırımlar boşaltılmıyor, seyyar satıcılık kontrol altına alınmıyor. Bu nedenle sorun giderek büyüyor.
Kimse kirli sokakları ya da işgal edilmiş kaldırımları istemiyor. Denetim yapılmadığı için bugün yol kenarlarında minibüslerle ciğer ve yemek satışı yapılıyor. Aynı anlayış surlarda da kendisini gösteriyor.

"Belediye ve valilik birlikte hareket etmeli"
Kurumlar neden bu konuda yetersiz kalıyor?
Tek başına belediyenin ya da valiliğin bu sorunu çözmesi mümkün değil. İki kurumun koordinasyon içinde çalışması gerekiyor. Zaman zaman bazı adımlar atılıyor, ancak bunlar kalıcı olmuyor. Ortak ve sürdürülebilir bir politika oluşturulmadığı sürece sorun devam edecektir.
Burada mesele "insanlar ekmek parası kazanıyor" yaklaşımıyla değerlendirilemez. Ne kadar hızlı ortak bir politika geliştirilir ve uygulanırsa, çözüm de o kadar hızlı olur.

2005 yılında kaldırılan kafe ve restoranların yeniden ortaya çıktığı görülüyor. Bu eskiye dönüş mü?
Evet, bu açık bir geriye dönüş. Geçmişte surların altında faaliyet gösteren kafe ve restoranlar kaldırılmıştı. Hatta bazı evlerin arka duvarı doğrudan surlara dayanıyordu. Bunların kaldırılması doğru bir karardı.
Ancak bugün dolaylı yöntemlerle aynı kullanım yeniden oluşuyor. Kürsü koyarak, semaver kurarak ya da farklı yöntemlerle surlar yeniden ticari amaçlarla kullanılmaya başlanıyor. Buna kesinlikle izin verilmemeli.
Surlardaki burçlar ve tarihi mekânlar ticari faaliyetler yerine kamu yararına, kültürel ve sanatsal etkinliklere ayrılmalı. Surlardan gelir elde etmeye çalışan bir anlayış yerine, bu mirası koruyan bir yaklaşım benimsenmeli. Tarihimizi, kültürümüzü, geleneklerimizi ve mutfağımızı tanıtabileceğimiz alanlar oluşturulmalı.

Kurumlar neden ortak çalışma yürütemiyor?
Bu durum geçmişten gelen bazı sorunlardan kaynaklanıyor olabilir. Ancak böyle bir ayrışma kabul edilemez. Binlerce yıllık bir miras yok olma tehlikesiyle karşı karşıya.
Eğer kurumlar birlikte çalışamıyorsa yeni bir koordinasyon mekanizması kurulmalı. Kentin tüm dinamikleri bu konuda inisiyatif almalı. İş birliği sağlanamıyorsa bunun kamuoyuna açık şekilde ifade edilmesi gerekir.
Bu durum hem kent sakinlerini yoruyor hem de kente gelen ziyaretçilerin Diyarbakır hakkında olumsuz izlenim edinmesine neden oluyor. Oysa burası çok önemli bir tarih ve kültür şehri. Birçok medeniyet bu esere katkı sundu. Bizim de aynı sorumlulukla hareket etmemiz gerekiyor.

Turizm polislerinin Diyarbakır Surları ve tarihi alanların korunmasında görev alması önerisini nasıl değerlendiriyorsunuz?
Bu çok yerinde bir uygulama olur. Sadece tarihi ve turistik alanlarda görev yapacak, alanın korunmasına odaklanacak özel bir turizm polisi birimi oluşturulabilir.
Bu personelin kendine özgü kıyafeti ve çalışma sistemi olabilir. Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi de bu yapıya destek verebilir. Zamanla kendi deneyimini oluşturur ve daha etkin bir koruma modeli geliştirilebilir.
Dünyada birebir örneğinin olup olmaması önemli değil. Diyarbakır kendi koruma modelini oluşturabilir. Kamera sistemleri, güvenlik görevlileri ve turizm polislerinin birlikte çalışmasıyla tarihi alanlarda yaşanan birçok sorun önemli ölçüde önlenebilir.
"Bu haber Almanya Büyükelçiliği, Ankara maddi desteği ile Uluslararası Mentorluk ve Dijital Dönüşüm Aracılığıyla Yerel Medya Kuruluşlarının Güçlendirilmesi Projesi kapsamında hazırlanmıştır. İçeriğin sorumluluğu kurumumuza aittir."

Tu eposteya xwe binivîsî em ê ji te re bûltenan belaşî bişînin...